Üstüne kuma getirilen kadının ibretlik hayatı



Acıklı ve ibret dolu hikâyesini anlatacağım Ayten ablayla tanışıklığımız çok eskiye dayanır.

Ayten ablayı ben henüz hemşire olarak çalıştığım zamanlarda hastaneye gelişlerinden birinde tanıdım. Kısa zamanda da birbirimizi çok sevmiştik.


Ayten abla bundan yıllar evvel böbreğinin birini kocasına vermişti. Senelerce tek böbrekle yaşamını devam ettirmişti. Gel zaman git zaman bu tek böbrek yetmeyince iflas etmişti.

Bu sebepten Ayten abla her hafta iki defa çalıştığım hastaneye diyaliz için gelirdi.
Ben de onun bakım hemşiresiydim. Tanışmamız böyle olmuştu işte.


Gariban kadın başına gelecek türlü kötülüklerden habersiz şen, gülen yüzüyle gelirdi her defasında.

Hastanede onun ayrı bir yeri vardı çalışanlar arasında. Bizlere herkesten fazla hürmet gösterir, halimizi hatırımızı sorar, bazen de evinden bize börekler çörekler getirirdi.

Yalan yok biz de hastalar içinde en çok onu severdik. Keyifsiz olduğumuz bazı günler Ayten abla gelse de günümüz güzelleşse bile diyorduk.

Hasta olmasına elbet üzülüyorduk ama böyle tatlı bir hastamız olduğu için de kendimizi şanslı sayıyorduk. Ayten abla kırklarındaydı o vakitler. Genç ve diri görünürdü. Böbreklerim olmasa da aileme gül gibi bakarım diyordu sürekli.


Biz ona inanıyorduk elbette ama hastalık bu onu da yavaş yavaş güçten, kuvvetten düşürüyordu.

Ayten abla bir gün öylesine asık bir suratla gelmişti ki hastaneye hepimizi şaşırmış, mutlaka kötü bir şeyler olduğuna kanaat getirmiştik. Ayten abla bütün ısrarlarımıza rağmen o gün başına geleni söylememişti bize.


Biz tabi başına gelen acı olayları çok sonradan duyup öğrendik. Öğrendiğim de beni hayretler içinde bırakan olaylar silsilesi işte böyle başlıyordu.

Yazının devamı için görsele t.klayarak ilerleyiniz.