Sabah Namazında Camide Uzun Saçlı Kadın!



Cemal hoca büyük bir şehrin merkezi bir camisinde imamlık yapmaktadır. Normal vakit namazlarında bayağı kalabalık olan cemaati nedense sabah namazında bir kaç kişiyi geçmemektedir.

Yine bir sabah namazı vakti. Cemal Hoca minarede ezanını okuyup camiden içeri adımını atarken her zaman ki gibi cemaatin bir kaç kişi olduğunu biliyor.


Üç beş ihtiyardan başka kimse gelmez sabah namazına. Fakat o da ne öyle? . Camide hem de en ön safta bir garip kimse oturmaktadır. Tanımadığı bir kimsedir bu. Ama biraz garibine gider. S
onra tüyleri diken diken olur birden. Heyecanlanır yarı korku yarı endişeyle .
-Bu da ne böyle? Bu bir kadın?


Ağzı bir karış açık, adım atamaz halde bakar o köşeye . Evet yanılmamıştır. Uzun saçlarıyla bir kadın. Başı öne eğik halde cemaatin geleceği yerde oturmaktadır.

Rahat mı rahat. Serbest mi serbest. Bir iki adım atacak olur. Sonra bin bir türlü yorum:
Sabahın köründe bu kadının bu camide işi ne? Meczup mu yoksa? Biri evinden mi kovdu? Sahipsiz mi?


Bir iki adım atar. Cübbesini giyip mihraba geçecektir. Ama beyninde düşünceler cirit atmakta. Az sonra cemaat gelecek. Sonra ne olacak? Acaba gidip sorsam mı kendisine? Ama ne diyeceğim ne soracağım.
-ALLAH’ım sen bana sabır ver. Sen bana yardım et.


Cübbesini giyip sanki o orada yokmuş gibi mihraba geçer ve başlar KURAN-I KERİM’İ okumaya.
Ooohh. Nihayet caminin kapısı hafif bir gıcırtıyla açılmıştır. İçeri ilk giren cemaat imam efendinin yüreğine su serper ve hiç oralı olmadan gelir imam efendinin dibine oturup başlar dinlemeye.

Bir iki derken zaten sayılı cemaat gelir. Sıra kalkıp namaz kılmaya gelince herkes kalkar ayağa. Bizim imam efendi dönüp bakamaz ama o uzun saçlının da cemaatle kalkıp namaza duracağını hisseder. Hayırlısı bakalım der.


Yazının devamını okumak için görsele t.klayarak ilerleyiniz.