O Kızla Evlenmem Diyen Gencin İbretlik Hali



Şehrin küçük semtlerinde, dar ve küçük sokakta başlamıştı her şey bu sokakta dinine düşkün bir aile oturmakta idi. Yaşlı kadın ve kocası ve şımartılmış dinden uzak yaşayan, 26 yaşına gelen tek oğulları Ahmet.
Babası Ahmet'i el bebek gül bebek büyütmüş, karısı uzun zamandır hamile kalamadığı için, Ahmet bu ufak yuvayı tam on beş sene sonra şenlendirmişti. İlk ve tek çocuklarıydı. Bu yüzden Ahmet'in üzerine çok fazla titremişlerdi. Babası dinine çok düşkün ve yaşlılık evresinde idi. Oğlunu örnek bir Müslüman olarak yetiştirmek tek hayaliydi ve bunun için de elinden geleni yapmıştı. Bu yüzden dinini öğrenmesi için küçükken Kuran kurslarına göndermişti. Ona evde namaz öğretmiş. Her akşam uyumadan önce klasik masallar yerine Peygamber Efendimizin hayatını anlatmaktaydı.

Bu kadar şey öğretilmesine rağmen Ahmet on sekiz yaşından sonra değişmeye başlamıştı. Gecenin bir yarısı idi. Ahmet sarhoş bir şekilde odanın kapısına dikildi. Anne aç kapıyı uyuma diye bağırmaya başladı. Bu bağrışmalar sonrasında apartmandaki tüm komşular ayaklandı. Kendi aralarında konuşmaya başladılar. Vah vah yazık şu kadına. Tek oğlu Ahmet eve her gece sarhoş geliyor. Kadın dinine düşkün olduğu halde şu oğluna bakın. Yazık vallahi kadına.


Kadınlar kendi aralarında konuşurlarken kapıyı beyaz sakallı, nur yüzlü adam açtı. Oğlunu öyle görünce gözlerinden damla damla yaşlar süzülmeye başladı. Akan yaşlar beyaz sakalını ıslatma yetmişti bile. Yine mi oğlum ne olursun kendini düşün, yapma bizi bırak, Allah'ı düşün ve oğlum diye neredeyse oğluna yalvarıyordu yapmaması için. Oğlunun bu haline öyle üzülüyordu ki. Neden böyle olmuştu oğlu? Halbuki ne hayallerle yetiştirmişti onu. Allah’ım sen sabır ver. Neden istediğim gibi bir yaşantısı yok oğlumun? Diyerek ayaklandı.
Ahmet defol İhtiyar seninle mi uğraşacağım? Ben yatacağım diyerek babasını kenara itti ve o hışımla kendi odasına çekildi. Yaşlı adam odaya girdi ve başında beyaz örtüsü olan hanımına üzgün gözlerle baktı. Yine Sarhoş Hanım Yine Sarhoş diyerek yatağa uzandı. Yaşlı kadın ve adam aralarında sohbet etmeye başladılar.


-Ahh Bey neden böyle oldu? Bizim mi hatamız var? Çok mu şımarttık bilmiyorum ki.
-Hep arkadaşları yüzünden hanım okulunu değiştirdiğinde den beri yanlış arkadaşlar edindi. Sarhoş arkadaşlarla gezerken sarhoş gelirsin eve. Takvalı insanlarla gezersen takvalı olursun. Bizimkisi gitti uyuşturucu kullanan, içki içenler ile arkadaş oldu.
-Ne yapacağız peki bey? Göz göre göre onu ateşe mi atacağız?


-Evlendirsek mi acaba? Senin teyzenin kızı var, Hatice belki bizim oğlanı yola getirir. Çok güzel de hanım kızımız.
-Bilerek kızın hayatını mı söndürelim bey? Biz bile baş edemiyoruz. Kızcağız nasıl baş etsin? Hem ona yazık değil mi? O da böyle biriyle evlenmek istemez. Kız doktorluk okuyor son senesinde. Namuslu ve dinine düşkün biri. Bizim oğlanın sokakta görsen Müslüman edemezsin. Saçları uzun, kulağında küpeler Yahudi sakallı ve içkisi.

-Haklısın hanım. Sabır, sabır dedi yaşlı adam. Derdi veren de dermanı verir mutlaka. Bu da bizim. İmtihanımız. Sabredip dua etmemiz gerekiyor. Elbet o da doğru yolu bulacaktır, bundan eminim.

-İnşallah bey inşallah dedi. Eşi ve sabah ezanı okunmaya başladı. O an sabah ezanından çıkan ses tüm evde yankılanmaktaydı.
Yaşlı karı koca kalkıp adreslerini almak için banyoya doğru yürüdüler ve oğulları Ahmet'i oturma odasında sinirli bir şekilde yürürken gördüler. Bu saatte bu çocuk burada ne yapıyordu ki?
DEVAM ETMEK İÇİN GÖRSELE T|KLAYARAK İLERLEYİNİZ