Nerede Bu Devlet Diyenlere İbretlik Cevap



İsmim Zeynep, 18 yaşındayım.
2020 yılının Mayıs ayı idi, salgının ülke geneline yeni yeni yayıldığı günlerden geçiyorduk.
Babam yaklaşık 15 gün hastanede yoğun bakımda yattıktan sonra hastalığa yenik düştü, onu kaybettik.


Babam yıllardır amcamlarla beraber inşaat işi yaparlardı, çok büyük olmasa da bizi rahat ettirecek kadar yeterli bir aile şirketi vardı. Şirkette her şey büyük amcamın üzerine kayıtlıydı.

Babam vefat ettikten kısa bir süre sonra annemi çağırıp çok komik bir para teklif ederek bizi şirket dışına ittiler.


Annem çocuklarımın hakkıdır diyerek kendisine teklif edilen komik rakamı kabul etmedi, ama yasal olarak da yapabileceğimiz hiçbir şey yoktu.

Hatta öyle ki; babamın cebinden koyduğu sermaye parasını bile inkar ettiler. Babamın ani ölümü bizi çok zor durumda bırakmıştı.


Bu tartışmalar devam ederken ben üniversite sınavına hazırlanıyordum, kardeşim ali ise henüz yedinci sınıfa gidiyordu.

Hem babamın vefatı hem de amcalarımın yaptıkları sadece annemi değil bizi de çok etkiliyordu. Ailemizde huzur kalmadığı gibi bende de üniversiteye hazırlanacak ne heyecan ne de istek kalmıştı.
Bütün bu sıkıntılar devam ederken amcamlarla annemler mahkemelik oldular, amcamlar durumu o kadar ileriye götürdü ki, oturduğumuz evimiz bile şirkete ait bir mülktü, bu nedenle evden de çıkmak zorunda kaldık.


Annem çok küçük yaşta babamla kaçarak evlendikleri için annemin ailesi ile hiçbir bağımız neredeyse yoktu. Zaten babamın vefatından dolayı bile gelmemişlerdi, onların yanına gitme gibi bir şansımızda bulunmuyordu.

Salgına ve birçok sıkıntıya rağmen annem iş bulmak ve bizlere bakmakta kararlıydı. Yıllardır oturduğumuz, babamızın bize bıraktığı evimizi boşaltıp, kenar bir mahallede küçük bir gecekonduya taşınmak zorunda kaldık.


İlk günler annem gündelik işlere gidip evin geçimini sağlayabilecek kadar para kazanabiliyordu, ta ki bir cumartesi akşamı annem evimize o halde gelene kadar…

Yazının devamını okumak için görsele tçklayarak ilerleyiniz.