Kurban Bayramı İle Gelen Hüzün



Biz küçükken çok fakirdik. Fakirliğimizi normal zamanların dışında en çok hissettiğimiz günler kurban bayramının kutlandığı günlerdi. Yani bayram günleri.

Fakirliğimizi ben ilk olarak dokuz yaşında fark ettim. Abim o zaman benden bir yaş büyüktü. O zaman babamızı yeni kaybetmiştik. İnşaat işçisiydi. Bir gün sırtındaki yükü taşıyamayınca on katlı binadan düşüp öldüğü haberi gelmişti bize.


Kimsesiz, yapayalnız, kocaman dünyada bir başımıza kaldığımız o senenin kurban bayramında anladık her şeyin nasıl da zor olduğunu.

Önceki seneler babam çalışır eder mutlaka kurbanı keserdi. Ama o sene bırakın kurban kesmeyi yiyecek ekmeği bile zor buluyorduk.


Annem biz küçüğüz diye evlere temizliğe giderdi. Kazandığı parayla ancak evin kirasını ödüyor bir de biraz öteberi alıyorduk.

Bazen temizlenecek ev olmayınca onu da zor buluyorduk. Sağ olsunlar o anlarda da konu komşu yardım ediyordu.


Yıllar böyle geçtikçe biz de büyüdük. Okul yılları tek bir gün çalıştırmadı bizi annemiz. Siz okuyup büyük adam olacaksınız dedi hep. Erkeklerin bile zorlanacağı işleri yaparak evimizi ayakta tutuyordu.

Bizse büyümüş önce ortaokula sonra liseye sonra da üniversiteye gitmiştik. Bir gün olsun annemiz bize kimsesizliğimizi hissettirmemişti. Her daim yanımızda olmuş durmadan, dur durak bilmeden çalışmıştı.
Bunları yazarken aklıma hep o kurban bayramının sabahı geliyor. O sabah öyle zor bir sabahtı ki ölüm döşeğinde bile olsam unutamam. Kurban bayramının ilk günüydü. Biz abimle babamızın ölümünü unutmuştuk da bayram sabahına sevinir olmuştuk.


Çocukluk işte. Fakat işte babasız geçirdiğimiz o ilk bayram sabahı tanışmıştık hayatın zorluğuyla. Özellikle de o gün yaşadığımız bir şey bizi derinden etkilemişti.

Yazının devamını okumak için tiklayiniz..