Dünya

Ya Rasulallah!

“De ki ( Ya Muhammed) siz gerçekten Allah (cc)’ı sevdiğinizi iddia ediyorsanız bana tabi olunuz ki Allah da sizi sevsin günahlarınızı bağışlasın. Allah (cc) çokça bağışlayan ve pek merhametlidir.” (Âl-i İmran, 3/31)

                 Ya Rasulallah! Allah(c.c) seni Mustafa olarak seçti. Bütün asırların en hayırlı zürriyetinden süzüp en hayırlı kabilenin Mustafa’sı olarak âlemlerin sultanı son peygamber olarak gönderdi.

                Hak katında kıymetin ilan edilip melaike ve murselin dilinde övülmüş Muhammed olarak musemma olundun. Güzel ahlakın tamamlayıcısı ahlak numunesi olarak üsve-i hasene kılındın. Yüce bir ahlak üzere model kabul edildin. Ey cennetle müjdeleyen, azab-ı ilahi ile korkutan tebliğci zerafetinle melekleri bile kendine hayran bıraktın. Seni barındıran arz, seni gölgeleyen sema senden haşa ki; çirkinlik görmedi ve duymadı. Çadırından dışarı çıkmamış iffetli bakire kızlar bile sendeki haya derecesine ulaşamadı. Sen öyle güzel tebessüm ederdin ki; seher vakti açmaya yüz tutmuş güllerin yaprakları ahengi güzelliğine güzellik katardı.

               O yaşlı kadına muhakkak ki yaşlı kimse cennete giremez latifen dillere destan bir nükte oldu. Evde müminlerin analarının hep yardımında oldun. Numune bir eş olarak pek çok işini kendin yapardın. Sofran yerde kurulur, kul gibi  oturur kul gibi yerim derdin. Köleler, hizmetçiler bile davet etse onlara icabet ederdin. Herkes senden bir şey ister sen hiç kimseye hayır yok demezdin. Olan hiçbir şeyi kimseden gizlemez idin. Günah olmadıkça kolay olanı- ümmetine şefkatten dolayı- seçerdin.

                Mekke’nin fethinde Mekke’ye girişine şahitlik edenler tamamıyla başını öne eğişini naklediyorlar. Sen de beni Hristiyanların İsa’yı gereğinden fazla övdüğü gibi övmeyin bana Allah’ın kulu ve Rasulü deyin kafi diyordun. Bir gurubun yanına uğrasan senin hoşlanmadığını bildikleri için ayağa kalkmaktan korkarlardı. Ayağa kalkmak isteseler mübarek yüzün kızarırdı.

               “Rasulallah, insanların en güzeli en cömerdi ve en cesuru idi.” Yaradılışı ve ahlakı insanlığın içerisinde en güzel olarak vasfedilmen Ey Allah’ın Rasulü sana ümmet olanlar için de bir şeref vesilesi oldu. Çünkü peygamberlerin derece yüceliği ümmetinin de yüceliğine delalet eder. Senin şemailini anlatan sahabenin ifadeleri bize beyaz ipekten dokunmuş bir nur çehreyi haber veriyor. Ayın aydınlığından daha nurani bir simayı işaret ediyor.

                Sen tebliğ peygamberiydin. Konuşurken her bir kelime sanki mübarek dudaklarından mücessem bir nur kütlesi olarak çıkar ve kalplere yerleşirdi. Tane tane konuşmalıydın ki; onları bize Ebu Hureyreler aynen aktarmalıydı. Sen de öyle yaptın. Aişe annemiz diyorlar “Rasulallah tane tane konuşur, bir kimse saymaya kalksa sayar ve ezberlerdi. Yani peşi peşine alel acele hızlıca konuşmaz huzuruna varanlar rahatça ezberleyebilirdi. Zaten o söz dudaklarından hak dışında başka söz çıkmayan, her sözü vahiy olan bir peygamber dudağından çıkıyordu.             

                     Bu alem merhamette senin gibisini görmedi. Merhamet ediniz ki size de merhamet edilsin buyururdun. Bize Rabbimizin yüz merhametinin sadece birini dünyaya hasredildiğini geri kalan kısmının da ahirette müminlere özel kılınacağını sen haber verdin. Hep kolaylaştırıp merhametle muamele ettin.

                  Kız çocukları ve kadınlar senin onlara kıymet vererek yaptığın güzel davranışlarınla insan muamelesi gördüler. İtilip kakılan olmaktan ve ikinci sınıf muamelesi görmekten kurtuldular. Zulüm altında inleyen ağlayan kadınların gözyaşları senin merhamet elini uzatmanla son buldu. Müminlerin analarına karşı davranışın ümmete numune oldu. Kadınlar toprak altından, horlanmış bir vaziyetten iffet örtüsüne muhtereme olarak büründü. Toprakla yüzleri örtülen (gömülen) kadınlar, kız çocukları iffet örtüsüyle örtündü.

                 Çocuklara selam verir onları sevindirirdin. On çocuğum var ama ben onları hiç öpmedim diyen adama merhamet etmeyene merhamet edilmez buyurmuştun. Bayramda yetim bir kızı sevindirmen ve yetimlere sahip çıkman bugün yetimlere kol kanat ve şefkat eli oldu. Ebeveynini kaybeden öksüz ve yetimler senin teşviklerinle baş tacı edildi.

               Sahabe onlara şaka yaptığını görüp şaşırmış ve Ya Rasulallah sen bizimle oynaşıyorsun dediği zaman Ben Hak dışında hiçbir şey söylemem cevabını vermiştin. Her şeyinle onların yardımcısı olup bende olan hiçbir şeyi gizlemeyeceğim diyerek onları isteklerine koşuştun.

               Sen ashabını Gelmeyene git, vermeyene ver ve seninle alakayı kesenle alaka kur. Hep veren  olmak için çalış kazan ömrünü boş işlerle zayi etme. Doğan güneşin kıyamet gününe kadar aynı gün için doğmayacağını unutma. O günü hakkında şefaatçi kılacak amellerle tezyin etmenin yoluna bak diye eğittin.

Bitmez güzelin vasfı ağaçlar kalem deryalar mürekkep olsa.

Sana duyulan bir özlemle şefaatini umarız efendim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu