Dünya

Ümmetin Geleceği Nesillerin Yetişmesi

Ümmetin geleceğini bina edecek nesiller yetiştirmek için hala neyi bekliyoruz. Günümüzün çocukları geleceğin banileri  Çocuklarımızı ne zaman Rasulullah huzurunda bir Abdullah b. Abbas, bir Enes olarak göreceğiz. Çocukların görmüş olduğu manzaralar onlara daha çocukken şekil vermeye başlar. Hayırlı şeyler onun hayır mayasına kıvam ve koruma olarak cevap verir. Özellikle çok küçük yaşlarda şahit olduğu şeyler onun hayatının şekillenmesine çok büyük tesir eder. Şahsiyetinin temelleri sağlam veya çürük olarak bu ilk çocukluk çağlarında atılır. Günümüzde insanların şahsiyetlerinin bukalemun misali farklılık arzetmesi çoğu zaman ilk aile profili ile okul profilinin uyuşmamasından kaynaklanmaktadır. Çocuk evde İslamcı, okulda Kemalist, sokakta vurdum  duymaz rolleri arasında sıkışıp kalmaktadır. Aile çocuğa der ki: Oğlum, sana okulda Atatürk’ten sorarlarsa sakın ha evde bizden duyduklarını söyleme. Yoksa seni okuldan atarlar.Okulda Atatürk bizi kurtaran büyük bir adamdır de tamam mı. Böylece çocuğun ilk okul izlenimi evde farklı, okulda farklı görünmek olmaktadır.

Yapılan araştırmalar ispat etmiştir ki; küçük yaşlarda başlanılan eğitim, sağlam bir temel vazifesi görmektedir. Peygamber efendimizin ifadesiyle “Küçükken ilim öğrenenlerin durumu taş üzerine nakşetmek gibidir. Yaş ilerleyince öğrenen su üzerine yazı yazmak gibidir. Geleceğimizi bina etmek, bu günkü nesli yoğun bir eğitim programına girdirmekle mümkün olur. Geleceğin neslinin imarı aşama aşama geçmekle mümkündür.

1-

  1. Prensip:  Nesli yetiştirecek büyüklerin öncelikle kendine önem vermesi

Çocuklar sözden çok halden ve tavırdan etkilenirler. Durumu bozuk, yaşantısı ahlaksız ve görgüsüz, görüşü şeytani olan bir kişi diliyle ne kadar güzel ve etkili konuşursa konuşsun bu körpe dimalarda pozitif etki yapamaz. Güzel örnek olmayan büyükler ve eğiticiler su üzerine yazı yazan, resim yapan kimseye benzer. Yani kalıcı faydası olmaz. Yıllar boyu eğitimcilerin dile getirdiği şey yaşamaktan daha tesirli bir tebliğ yoktur ilkesi olmuştur. İslam’ın liderleri ve önderleri devamlı ahlakı takvası ve mücadelesiyle kendileri güzel örnek olmuşlardır. Davaları sadece dilde kalmamış hayatlarının tamamında davaları canlı bir örnek olmuştur. Sigara içen bir babanın oğlum sakın ha sigara içme demesi acaba ne kadar tesirli olabilir. Namaz kılmayan bir kişinin başkalarına sakın ha namazı geçirme demesi ne ifade edebilir ki. Öncelikle ümmetin çocuklarını yetiştirme iddiasında bulunanlar kendisini hem teorik hem de pratik olarak hazır hale getirmelidir. Korkak komutan askerlerine ne kadar cesaret marşları söylerse söylesin kendisinin korktuğu anlaşıldığı andan itibaren söylediği hamaset türküleri askerine fayda vermeyecektir. Ahir zamandaki yanlış telakkilerden birisi de hatib ile mürebbiyi birbirine karıştırmaktır. Şunu net ifade etmek gerekirse ümmeti emanet edeceğimiz neslimizi hatibler değil mürebbiler ve muallimler yetiştirecektir. Hitabet kolaydır. Ama terbiye zordur ve zahmet ve fedakarlık ister. Zaten Rasulullah efendimiz ahir zamanda hatiplerin çok olacağını ama fakihlerin az olacağını haber veriyor. Hatiplerden mutlaka istifade edilecektir. Ama yetişme ancak terbiye ve uzun vadeli bir programın ciddiyetle uygulanmasıyla mümkün olur.

2-

  1. Prensip:  Eğitimin temel taşı şefkat ve merhamettir.

Zorluklar mürebbiyi asla zorbalığa götürmemelidir. Baştan iyi bilinmelidir ki zahmetsiz rahmet olmaz. Zaman uzadıkça katılaşan ve gerilen kişilerin verimi düşmeye başlar alıcı konumundaki çocuklar bu işten soğumaya başlar. İntikam duyguları ve düşmanlık kavramlarını zikreden öğretici artık faydalı olmaktan çok karşısındakilere zarar vermeye başlar. Günümüzde yapılan ilmi araştırmalar şiddet ve zorbalık gören öğrencilerin kapasitelerinin körleştiğini ortaya koymuştur. Ayrıca şiddete maruz kalan çocukta öğreticiye karşı duyulan korku ve endişe çocuktan hem kendisine güveni hem de öğretmenine güveni yok etmektedir. Merhamet bağlarını koparmak çocuktaki öğrenme bağlarını zayıflatmakta veya tamamen koparmaktadır.

  1. Prensip: Çocuklara özgüven kazanmaları için yardımcı olmak

Çocuk öncelikle kendisine güvenildiğini hissetmeli, ailenin ve öğretmenin kendisine önem verdiğini bilmelidir. Ailesi ve öğretmeni için büyük bir değer olduğu duygusu onda oluşmalıdır. Sen yapamazsın senden adam olmaz telkinleriyle büyüyen çocuklar özgüvenlerini yitirebilirler. Bunun aksine çocuklara büyük adam olup insanlığa faydalı olacağı telkin edilmelidir. Ümmetin ve insanların kendisinden çok şey beklediği sıkça dillendirilmelidir. Öz güven oluşmayan çocuklarda aşırı düzeyde çekingenlik ve üretken olmasına mani korkaklık meydana gelmektedir

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu