Dünya

HAKKIYLA TAKDİR EDEMEDİLER

Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. Hâlbuki bütün yer kıyamet günü O’nun avucundadır. Gökler de kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından münezzeh ve çok yüksektir. (Zümer 67)

Peygamber Efendimiz (sav) ashabından bir topluluğa: “Size Zümer Suresi’ nin son ayetlerinden okuyacağım. Sizden her kim ağlarsa ona cennet vacip olur.”  buyurdular. Ardından “(Zümer 67) – Allah’ı hakkıyla takdir edemediler… ” ayetinden başlayarak surenin sonuna kadar okudular. Bizden bazıları ağladı, bazıları ağlayamadı. Ağlayamayanlar dediler ki: “ Ey Allah (cc)’ın Resulü! Biz de ağlamaya çalıştık ama ağlayamadık.” Bunun üzerine Peyamber Efendimiz (sav) buyurdu ki : “Size tekrar okuyacağım. Her kim ağlayamadıysa ağlar gibi yapsın.”(Taberi) (Dürül Mensur 7/247 Beyrut)

Yahudi ve Hıristiyanların Allah(cc)’ ı Hakkıyla Takdir Edememe Sebepleri

  1. Allah(cc)’ ın sıfatları hakkında ifrat ve tefrite kaçtılar. Sonradan yaratılmışların vasfıyla Allah(cc)’ ı düşünüp haddi aştılar. Sözlerinin sonunun nereye gittiğini düşünmeden ileri geri konuşmaktan çekinmediler
  2. Allah(cc)’ ın göndermiş olduğu peygamberleri O(cc)’ nun zürriyetinden saydılar. Şöyle ki;  Yahudiler “Üzeyr Allah(cc)’ ın oğlu…” Hıristiyanlar da İsa Allah(cc)’ ın oğlu…” dediler. Haşa!
  3. Allah(cc)’ ın yaratma sıfatındaki kudreti anlamak istemediler. Kendielrine ayetlerde haber verilen yaratılış haberlerini şaşkınla karşıladılar. Peygamber efendimi (sav) bir grup Yahudi âlime Rabbimizin azametini ve kudretini anlatınca bu durumu “TUHAF” şeyler olarak algıladılar.Sadece kendi akıllarının kapasitesiyle değerlendirdiler.Akılları almayan şeyleri reddetme yoluna gittiler.Bu noktada şeytanın açtığı mutlak akılcılık ekolüne tabi oldular.
  4. Rabbimiz hakkında hiç bilgileri olmayan hususları mesnetsiz ve delilsiz oldukları halde biliyormuş gibi konuştular. Bildikleri hakikatleri hiç utanmadan gizlediler.
  5. Allahın peygamberleri ve gönderdiği emirlerle alay etmekten geri durmadılar.

Bütün bu yanlışlıklardan uzak olan ehl-i sünnet ve’ l cemaat görüşü ise; âlemlerin rabbi olan Allah(cc) bütün noksan sıfatlardan münezzeh ve mükemmel sıfatlarla muttasıftır. Zamandan, mekândan, uzaklıktan, yakınlıktan, altı yönden, ayrışma ve bitişme gibi yaratılmışların özelliği olan bütün hallerden münezzehtir. O Allah(cc) birdir. Zatında ve sıfatlarında eşizdir. O kendi zatını nasıl vasfettiyse öyledir.

          Bu gün Müslümanların Allah’ı hakkıyla takdir edememesinin sebepleri daha çok yanlış takıntılara takılmalarıdır. Allahın dinini anlamanın önünde engel olan bu takıntıların başlıcaları şunlardır:

  1. Sapık bir mezhep müntesibi olmak.
  2. Yanlış bir siyasi akımın içinde veya destekçisi olmak.
  3. Kuran ve Sünnet dışında hareket eden meşreplerin müntesibi olmak.
  4. Beşeri otoritelerin gücünü mutlak itaat sebebi sayarak Hakkın otoritesini devre dışı bırakmak.
  5. Cahillik sarhoşluğu ,
  6. Koyu bir gaflet sarhoşluğu,
  7. Firasetsiz ve uydum kuru kalabalığa cinsinden davar sürüsü gibi hareket etmek.

              Bağlantılar yanlış olunca ya akım gelmiyor veya şase yapıyor. Bizler bugün muhterem Erbakan Hocamızın Müslümanları ne kadar isabetli bağlantılarla diri ve dinamik tuttuğunu daha iyi anlıyoruz.

             Erbakan Hocamızın çağımızda her şeyin İslam merkezli olması gereği ve bu hususta ısrarlı olması Müslümanları ahlaken ve itikaden diri tutmayı başardı. İslam Birleşmiş Milletleri, İslam para birimi ,İslam Paktı gibi her şeyi İslamca düşünmeyi ve ancak bu düşünce ve özlemle huzurlu bir Müslüman toplumu olunacağını bizler bugün daha iyi idrak edebilmekteyiz.

              Maalesef bugün Müslümanları yanlış mihraklara entegre eden siyasi akım, onlara milli ve manevi olmayan bağlantılar kuran siyasi iradeler;Müslümanları ahlaksızlaştırmış ve şuursuzlandırmıştır. Dinin istikameti kalbin istikametine bağlıdır.Kalbin istikameti de lokmanın helal olmasına bağlıdır.Haram kalbi ifsat eden bir zehirdir.Bu zehirlerin en tahrip edicisi ise şüphesiz ki faizdir.Her kimin kalbi helal lokmayla arınırsa ,insanlarla muamelatı da düzelir.Herkimin muamelatı düzelirse bu düzgünlük doğrudan kalbine sirayet eder.Kimin de lokması bozuk olursa insanlarla mualesi de bozuk olur.Faizli sistemlerin savunucuları da faiz muamelası yapmasa bile savunduğu faizli sistemin tesiri kalbinin ayarını bozuyor.Kalbinin istikameti kaybolup gidiyor.

              Üzüntü ile ifade etmek gerekir ki; bugün Müslümanların büyük bir kısmı dinler arası diyalog, dinler bahçesi ve medeniyetler ittifakı adındaki misyoner mihrakla bağlantılandırılmak suretiyle Yahudi tavasında eritilmektedir.

              Kuran ve Sünnet çizgisinde olamayanlar, nefislerinin çizmiş olduğu karmaşık çizgilerde sapıtmış olarak bocalar dururlar.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu