Gelininin ahını alan kaynananin ibretlik sonu



Dört yıl önce başlamıştı her şey. O zamanlar üniversitede son sınıftaydım ve yirmi beş yaşındaydım. Okulum bitince küçük küçük, tatlı çocukların öğretmeni olacaktım. Bu mesleği bilerek seçmiştim ve çok mutluydum.

Mezun olduktan sonra öğretmen olur bir süre sonra da evlenirdim diyordum. Yakın arkadaşlarımla aramızda hep böyle konuşurduk. Onlardan bazılarının sevgilisi vardı ve okul biter bitmez evleneceklerini söylüyorlardı.


Bazen onlara bakarak imrenir benim de sevip evleneceğim birisinin olmasını isterdim. Bu halime dikkat eden en yakın arkadaşım bir gün gelip beni birisiyle tanıştırmak istediğini söylemişti. Bunu duyunca çok utanmış, yanaklarım al al olmuştu.

Kuzeniymiş beni tanıştıracağı kişi. Ondan sonraki günlerde tanışma teklifini kabul etmem için kuzenini sürekli övdü bana. Onu duyan birisi kuzeninden daha iyi birisinin dünyada olmayacağını sanırdı.


Durum böyleyken ben de etkilenmeden edemedim. Ve kabul ettim. Kuzeninin adı Hasan’dı. Bir sorun vardı ki o da kuzeninin Türkiye’de yaşamamasıydı. Kuzeni ailesiyle beraber yıllar önce Almanya’ya göç eden ailelerdendi.

Bunu duyunca vazgeçmek istedim ama Ayşe bana hayırlı bir yuvanız olduktan sonra ha sen oraya gitmişsin ha o buraya gelmiş diyerek beni tekrar ikna etti ve Hasan’la bir gün sonra telefonda konuşarak tanıştık.


Hasan gerçekten çok iyi birisiydi. Konuştukça ona ısınıyor içimde bir sevgi oluşuyordu. Bir süre sonra da görüntülü konuşmuş birbirimizle iyice samimi olmuştuk.

Kendi kendime okul bittiği gibi evleneceğimi söylüyor içimi heyecanla dolduruyordum. Yine de içimde bir şüphe vardı. Ya ailesi bu kadar uzaklığı bahane eder de evlenmemize izin vermezse?


Günlerden bir gün Hasan bana artık yüz yüze görüşmek istediğini söyleyince kalbim deli gibi çarpmıştı.
Yazının Devamını Okumak İçin Gçrsele T.klayarak İlerleyiniz.