Gelinin onca zulmüne, kaynananın yaptıkları tam ibretlik



Kaynanamın bana durup durup canım kızım, güzel kızım, biricik kızım demesine dayanamıyordum o zamanlar. O böyle güzel kelimeleri her kullandığında içimde ona karşı bir öfke beliriyordu.

Onun samimiyet içeren her davranışı adeta gözüme batıyordu. Bana ne kadar iyi yaklaşırsa yaklaşsın içim ona daha beter soğuyordu.


O melek gibi kadına yıllar boyu nasıl da kötü davrandığımı anlıyorum geçmiş o yılları düşününce. Başka birisinin böylesine iyi bir kadına bu kadar kötü davrandığını görsem o kadına dünyada yatacak yeri olmadığını hemen söylerdim.

Ama kendim olunca o sanki düşmanımmış gibi hareket etmiş beraber çok güzel geçecek günleri eziyete çevirmiştim. Bunları kaynanamın mezarı başında düşünüyordum geçenlerde.


Toprağını sulamış, ellerimi açarak ona uzun uzun dua etmiştim. İçimden de sürekli ben affet demiştim. Gerçi o melek gibi kadın ölmeden az önce bana hakkını helal etmiş ona ettiğim her kötülüğü affetmişti.

O zaman ruhum azaptan kurtulmuştu ama içim içimi yiyordu bakalım Allah da beni affedecek miydi? Bunu bilemiyordum.


Yaptıklarımdan sonra bu mümkün müydü? Bunu ancak öldükten sonra anlayacaktım. Ama şimdi önemli olan ona yaptıklarım ve onun bunlara nasıl dayandığıdır. Eve gelin geldiğim ilk günlerdi...

Kaynanam yeni gelin olduğumu söylüyor, keyfime bakmamı istiyor, her işe kendisi koşuyordu. Yemeği yapıyor, evi süpürüyor, temizliği eksik bırakmıyordu.


O yaşlılığına rağmen bir kere bile kızım yoruldum, az da sen yap dememişti. Sanki gelin ben değil de oydu. Bense yerim de oturuyor çoğu zaman televizyon izliyordum. Ona olan soğukluğum da işte o günlerde ortaya çıkmıştı.

Yazının devamını okumak için gçrsele t.klayarak ilerleyiniz.