Eşine Kavuşamayan Gelin



insan vazgeçtikleri kadardır vazgeçtiklerimiz bizim kimliğimizdir bize kim olduğumuzu tarif eder.

Ama kişinin nasibi de gayretine aşıktır. Nasibinden kaçamaz eğer nasibinde varsa tüm dünya karşı gelse yine engel olamaz. Ama nasibinde yoksa tüm dünya bir araya gelse bile işte o işi olduramaz.


Fakat nasibin de senin çabanla nikahlıdır. Onun hikayesi nasibinin uğrunda vazgeçişlerinin hikayesidir Onun hikayesi biraz gözyaşının biraz da tebessümün hikayesidir. Gerçek sevda gerçek aşk. İşte bu hikayede sizlere bunu anlatacağız.

Yüzü kapkara ama gönlü o kadar beyaz ki, teni simsiyah ama imanı o kadar pırıl pırıl ki, zenci bir sahabe. Saad el esved,


Birgün rahmet peygamberinin kapısına gider. Medine'nin o sımsıcak günlerinde. Birinde çok dertli bir gönül vardı. Üzüntü ile için için ağlıyor, hergün kalbine dolan kederle omzunda tonlarca yük taşırcasına eziliyordu. Artık derdini Peygamber Efendimiz'e açmaya karar verdi. İzin istedi ve içeri girmesine izin verildi.

İçeri girince Rasulallah'ın şefkat okayunusunda öyle bir dalgalandı ki, boynunu büktü Sa'd. Ağlamakta oldu bir an. Ya Rasulallah dedi ama devamını diyemedi. Belli ki incitmişlerdi onu, kalbi kırılmıştı. Ve aradığı şefkati bulmuştu kainatın en güzel gönlünde.


Peygamber Efendimiz ona tebessüm ediyor ve halini arz etmesi için sabırla ve nezaketle bekiyordu. Tekrar iç çekti Sa'd, ve "Ya Rasulallah yüzümün siyahlığı, yüzümün çirkinliği cennete girmeme engel midir? diye sordu. Dudakları titriyordu sorusunu bitirince ağlamak istiyor edepsizlik etmekten çok korkuyordu Peygamber Efendimiz'in karşısında.

Belli ki çok hırpalanmıştı kalbi. Yaşadığı tüm zorluklar gözünün önüne geldi. Zor günler geçirmişti.
Peygamber Efendimiz " Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki; sen rabbine saygılı ve elçisinin getirdiklerine iman ettiğin takdirde, bu söylediklerine cennete girmene asla engel değildir" buyurdular. Sa'd boynunu büktü. "O halde insanlar beni niçin hor görüyorlar. Müracaat ettiğim beni fakir ve çirkin görüyor. Tenim siyah diye mi bana kızlarını vermiyorlar" dedi.


Evet, gittiği her yerden mahzun bir şekilde ayrılıyordu Sa'd. Fakir olduğu için teni simsiyah olduğu için çaldığı bütün kapılar suratına kapanıyordu.

Peygamber Efendimiz O'na sordu; " Ey Sa'd! Müracaat ettiklerin arasında Amir bin Vehb var mıydı?" Sa'd " Yoktu Ya Rasulallah" dedi.


Öyleyse Amir'e benim selamımla git "Allah Rasulü, kızınızı bana vermenizi emretti" de; buyurdu.

Sa'd'ın yüzü ışıl ışıl olmuştu bir anda. Sevincinden hemen ayaklandı. Peygamber Efendimiz'e dualar ederek hemen gidiyorum dedi.


Fakat Saad yaşayacaklarından habersizdi.

Yazının Devamını Okumak İçin Görsele Tçklayarak ilerleyiniz.