3. Sınıf Öğrencisinin Öğretmenine Verdiği İbretlik Ders



Bundan yıllar önce 2000 yılının kasım ayıydı. O zamanlar daha yeni mezun olmuş çiçeği burnunda bir öğretmendim. Mezun olur olmaz da atamam hemen yapılmış küçük ve şirin bir kasabada göreve başlamıştım.

Çok mutluydum her şeyden önce. O günlerin güzelliği hala bile içimdedir. Dilediğim mesleğe kavuşmakla kalmamış çok sevdiğim öğrencilerimle aramıza da pek bir süre girmemişti.


Anlatacağım şeyler ilk günlerin heyecanı ve acemiliği içinde olmuş şeylerdi. Henüz o kadar gençken ve kendine güveniyorken hata yapmamak imkânsız gibi görünüyor şimdi dönüp bakınca.

Öğretmenlik benim çocukluk hayalimdi. Bir gün öğretmen olup iyi insanların yetişmesine katkıda bulunacağımı hayal ettim hep. Ve o kasım ayında hayallerime artık kavuşmuştum.


Her şeyi öğrenmiş, tecrübe etmiş, öğrenecek bir şeyi kalmamış gibi hissediyordum ilk günler. Öğrencilerime de bu şekilde yaklaşıyordum farkında olmadan. Her şeye rağmen onları çok seviyordum yine de.

İngilizce öğretmeniydim ben. Gelecekte bu küçük, tatlı çocuklar bir dil daha bilip iyi yerlere gelsin diye elimden geleni yapıyordum.


Öğrencilerimin hepsi heyecanlı, atak, çalışkan çocuklardı biri hariç. Adı Ahmet’ti. Çalışkan olmasına çalışkandı ama çok sessiz, içine kapanık bir çocuktu. Bir kez bile güldüğünü görmemiştim daha.

Onun bu hali beni elbette üzüyordu ama elimden bir şey de gelmiyordu. Bir derdinin, bir acısının, bir sırrının olduğunu hissediyordum. Yoksa bu yaşlarda çocuklar şen olurlar sürekli gülüp oynarlar.


Bir gün Ahmet’in böyle olmasına sebep olan şeyi bulmaya karar verdim ve tahtaya İngilizce bir şey yazdım. Ama böyle bir şeyle karşılaşacağımı aklımın ucundan bile geçirmemiştim.
Yazının devamını okumak için gçrsele t.klayarak ilerleyiniz.